Cumalıkızık
Zaman makinası henüz icat edilmedi. Geçmişte neler, nasıl nerelerde yaşandı gidip görmek mümkün değil. Günümüzde bunu ancak film tiyatro gibi yaratılmış ortamlardaki canlandırmalardan fikir sahibi olmamız mümkün. Geçmişi solumanın bir diğer yolu da doğa ve tarihi dokunun korunduğu nadir beldeleri bulabilmek. Bunlardan birisi de Cumalıkızık. Doğal bir film platosu özelliğindeki köyde tarihi doku oldukça korunmuş gibi. Hiç apartmanın olmadığı bu Osmanlı köyü Uludağ’ın yamaçlarına yaslanmış Bursa ovasını izleyen bir bilge havasında. 
Tarihi 1300’lere kadar uzanan Cumalıkızık isimleri Bayındırkızık, Dallıkızık, Değirmenlikızık, Derekızık, Fidyekızık ve Hamamlıkızık olan tıpkı diğer 6 kızık köyü gibi Orhangazi’nin Bursa’nın fethi sırasında lojistik destek sağlanması amacıyla kurulmasını sağladığına dair rivayetler var. Bursa’nın bir mahallesi olacak kadar yakınında olmasına karşın şehirlerde alıştığımız beton yığınlarından, trafikten, gürültüden ve karmaşadan uzakta kalabilmiş, halen Osmanlı kırsal mimari örneklerinin yaşatılmaya çalışıldığı, geçmişe uzanan zaman köprüsü gibi.
Köyün girişine kadara sizi getiren asfalt yol sizi taş döşeli köyün ilk meydanına bırakır. Meydanın sol tarafından okulun önündeki sokaktan otoparka giriliyor. Ortasında tarihi bir çınarın olduğu meydanın bir yanı iki üç katlı evlerle diğer yanı da mezarlık ve okul ile çevrili. Bunların önlerinde köylülerin kendi ürettikleri yiyeceklerin, el işlerinin ve turistik eşyaların sattıkları tezgahlarla çevrili.
Bu meydandan köy merkezine uzanan kenarında kaldırımı olmayan iki üç katlı evlerin çevrelediği ancak bir at arabasının geçebileceği, şimdilerde traktörlerin geçtiği taş döşeli yollar var. Yol kenarındaki evlerin bir kısmı sokağa bakıyor üst katları pencereli ve cumbalı. Bazıları ise yüksek duvarların çevrelediği avlu içerisinde. Çoğunlukla açık olan çift kanatlı kapıların sokağa bağladığı avlularda turizme yeme içme anlamında hizmet vermekte. Bu kapılardan herhangi birine kafanızı uzatırsanız sizi güler yüzle, samimiyet ve içten bir misafirperverlikle içeriye davet eden ev sahipleriyle karşılaşırsınız. Sabah gitmeyi düşünüyorsanız bence kesinlikle kahvaltınızı buradaki evlerden birisinde yapmayı planlayın.
Çoğu kendi üretimleri olan zengin kahvaltı seçenekleri ve hemen o anda pişirilmiş çok çeşitli gözlemelerle müthiş bir kahvaltı zevki tadarsınız. Yol köyün merkezine ulaştığında karşıda bakkal sağ tarafta cami, müze ve yanında köy kahvesi var. Bunun yanında meydana açılan yollar var. Bunlara yürümeye başladığınızda evlerin daha bakımsız olduğunu bazılarının yıkılmaya yüz tuttuğunu görüyorsunuz. Bir kısmında da restorasyon çalışmaları devam ediyor.
Köyde yaklaşık 270 civarında ev olduğundan ve günümüzde ancak 180’inin kullanıldığı bildirilmekte. Ülkemizde tüm kırsal alanlarda olduğu gibi cumalıkızık’ta da tarımda makineleşme sonucu ekonomik ve sosyal yaşamın bozulması sonucu olarak burada köyden iş olanaklarının daha iyi olduğu kente göç başlamış ve 1940’larda bine yakın olan köy nüfusu 2000’lerde 600’lere gerilemiş.
Köydeki nüfusun azalması özellikle genç ve çalışan nüfusun azalması çevrenin ve tarihin korunması güçleşmekte. Destek olmadan bakım, onarım ve restorasyon işleri yeterince yapılamamakta. Neyse ki son yıllarda artan turizm faaliyetleri köyde ekonomik bir canlılık oluşturmuş ve belki de bu canlılık nüfusun daha da azalmasını sağlayan en önemli faktördür.
Evler genellikle Osmanlı mimarisinin klasik özelliklerini taşımakta. Genellikle iki ya da üç katlı olan evler ya birkaç metre yüksekliğinde duvarın çevrelediği avlu içerisinde ya da avlusuz sokaktan doğrudan girilebilen evler şeklindedir. Evlerinde yapımında kullanılan malzemeler moloz taş, ağaç ve kerpiçtir. Duvarlar çamurla sıvanmış ve sarı, beyaz, mor ve mavi renklerle badana edilmiştir. Genellikle ahşap bölümler boyasız bırakılmıştır.Sokaktan giriş kapıları genellikle çift kanatlı ve demir kuşak ve büyük başlı çivilerle bir birine bağlanmış ahşaptandır.
Uludağ’dan yamaçlarından süzülerek gelen sular köy girişine kadar sokak ortalarından akmakta. Sokaklar dönemin koşullarına göre ancak at arabalarının geçeceği genişlikte iken bazı yerlerde çıkmaz sokaklar ya da cin aralığında olduğu gibi bir kişinin geçmesine ancak izin veren geçitler mevcut.
Fotoğrafik açıdan oldukça zengin detayları olan köyün taş döşeli yollarında yürümek hele hele ayakkabı uygun değilse oldukça zor ve yorucu. Yorgunluğu gidermenin en güze yolu da köyden ayrılmadan önce caminin yanındaki köy kahvesinde ya köylülerin sohbetine kulak kabartarak ya da onlar la sohbet ederken içilecek olan çay ya da kahvedir.
İyi gezmeler
Yararlandıklarım
http://www.bursaworld.com/cumalikizik.php
www.merih.net/mk/ckizik.htm


