Lviv

Yaklaşık 2 ay önce bir arkadaşımızın Lviv’e gidiyoruz siz de gelin demesiyle hemen biletleri aldık, oteli ayarladık. Ukrayna ve Lviv hakkında bloglardan edindiğim bilgiler vardı ama yakın zamanda gitmek aklımızda olmadığından detaylandıramamıştım bu bilgileri. Fırsat bu fırsat deyip araştırmaya koyuldum. Okudukça da iyi bir fikir olduğuna iyice inandım. Sonrasında heyecanlı bir bekleyiş başladı.İki eylül Cuma saat 16 civarında Lvive indik. Küçük ve sakin bir hava alanı. İşlemlerimiz 10-15 dk da bitti. Hemen çıkışta para bozdurduk. Para birimleri Grivna ve biz gittiğimizde 1 dolar hava alanında 25 şehirde 26.20 Grivna idi. Hava alanının kapısında sizi taksi şoförleri karşılıyor. Kesinlikle pazarlık yapılmalı. Biz dışarı çıktık. Taksi durağındaki banklara oturduk sırasıyla taksiciler gelip fiyat verdiler. Dört kişi 200 Grivna ya (Yaklaşık 8 Dolar) otelimize gittik. Otel hemen opera binasının yanında Panaroma Hotel idi. çok merkezi her yere yürüme mesafesinde. Eşyaları Otele bıraktıktan sonra kendimizi opera binasının bulunduğu meydana attı.Önce opera binasına uğrayıp 3 eylüldeki Kuğu Gölü Balesine ve 4 eylüldeki Madam Butterflay’a bilet aldık. Kuğu gölü balesi için yerimiz çok iyi değildi. Keşke gelmeden internet üzerinden alsaydık diye düşündük. Eğer böyle bir niyetiniz olursa internet üzerinden biletlerinizi almayı öneririm. Bilet fiyatları neredeyse bizdeki sinema biletlerinden daha ucuz idi.

img_3959

Opera Binası

Opera binasının önünde geniş ve uzun bir meydan ve ağaçlar var. Meydan yerel insanlar ve turistler ile dolu. Fotoğraf için opera binası ve önündeki fıskiye uygun bir görüntü oluşturduğundan selfie yapan insanlar çoğunlukta. hatta bunların arasında muhtemelen evlilik arefesinde olan gelinlik ve damatlık giymiş çiftler de fotoğraf çektirmek için bu alanı sıkça kullanıyorlar. Yine bu fotograf çektiren gelin ve damatlara şehrin birçok yerinde sıkça rastladık.

img_3771

Pazar yeri

Opera binasından çıkıp soldaki sokağa girip biraz yürüdüğünüzde küçük bir pazara ulaşıyorsunuz. Bu pazar küçük derme çatma tezgahlardan oluşuyor. Pazarda takılar başta olmak üzere evde kalmış eski eşyalar (eski fotoğraf makinaları çatal, kaşık, bardak,fincan vs vs), el yapımı ahşap ve diğer ürünler ve tablolar satılmakta. Akşam yemeği saati gelmişti. Akşam yemeğini M’RCA isimli lokantada yiyecektik. Ancak çok kolay bulunur bir yerde değildi. Nitekim epeyce bir kişiyle konuştuktan sonra lokantayı bulduk.

img_3799

M’ЯCA restaurant

Lokanta Bernardine kilisesinin hemen sağında demir kapıları olan bahçe girişi gibi bir girişten geçilerek girilen çıkmaz sokağın sonundaki küçük bir parkın köşesinde kısmen ahşaptan oluşan bir lokanta ve önünde bahçesi mevcut. içeride orta çağdan kalma işkence aletleri mevcut. Uzun saçlı kırmızı giyisili elinde kamçısı olan bir abi dileyenlere işkence konusunda yardımcı oluyor. Büyükçe bir ızgarası var ve her şey göz önünde pişiriliyor. Etin her çeşidi ( Özellikle beef steak ve beef şaşlık=şiş ve vejeteryan tabağı) denenmeli.  Porsiyonlar oldukça bol ve fiyatlar olağanüstü makul.  Sipariş verirken abartmamak gerek sonra bitirmekte güçlük çıkıyor.

 

img_3805Bu muhteşem tatları denedikten sonra otele doğru yürüyüp uygun bir yerde kahve içmeyi planladık. Yol üzerinde daha önce ismini bir yerlerden okuduğumuz Mazo bara rastladık. Küçük bir cafe. İçeride bayan garsonlar hizmet veriyor ve hepisinin boynunda da bir kamçı asılı. Uygun gördükleri kişiler kısmetini alıyor. Ayrıca kamçılanmak isteyenlere de burada çok yardımcı oluyorlar.

 

img_3944

Lychakiv Mezarlığı girişi

Sabah kahvaltı sonrası Lychakiv Mezarlığına gitmeyi planladık. Opera binasından yaklaşık 3 km uzaklıkta. Hava güzeldi ve biz yürüyerek gitmeyi planladık.Herhangi bir navigasyon uygulamasıyla kolaylıkla bulunabiliyor. Ama vakit harcamak istemeyenler taksi ile de gidebilir. Yaklaşık 2-3 dolar civarında. İyi ki de böyle yapmışız. Yol boyunca Lviv deki yaşamın farklı karelerine tanık olduk. img_3840Lviv de turistlerin en çok ziyaret ettikleri yerlerin başında geliyor. Biz gittiğimizde de henüz daha sabah olmasına karşın oldukça kalabalık idi. Giriş ücretli ve 25 drivna (1 USD). Hemen girişteki kroki de önemli kişilerin mezarları işaret ediliyor. Mezarlık çok bakımlı ve muhteşem bir yer. Şehirde olduğu gibi mezarlık ta temiz ve düzenli. Her mezarda yatan kişinin özelliklerini tasvir eden ve ilginç görüntüler oluşturan heykel ya da tasvirler mevcut. Açık hava sanat müzesi görünümündeki mezarlıkta dolaşmak ve güzellikleri fotoğraflamak çok keyifli. Mezarlıkta yaklaşık 2 saat kadar vakit harcamamıza karşın yine de görmediğimiz bir çok yer kaldı.

img_3842                                       img_3877

img_3899               img_3922                 img_3909

img_4046

Potocki Sarayı

Oldukça yorulmuştuk. Taksi le opera binasının bulunduğu meydana geldik. Opera binasının solunda bulunan Da Vinci lokantasında bişeyler atıştırmayı planladık. Diğer yerlerle karşılaştırıldığında ızgarası güzel değildi. Burada yenilebilecek en güzel şey pizzası. Öğleden sonra Potocki Sarayı’nı gezdik. Burası Opera meydanına 800-900 metre uzaklıkta.Şimdilerde Lviv Art Galery olarak işlev görüyor. Burada da bahçesini fotoğraf platformu olarak kullana birkaç tane gelin ve damada rastladık. Sarayda 1500 ile 1800’lü yıllarda yaşamış bilinen ressamların ya da anonim resimler sergilenmekte. Bunlar dışında sarayda çok ilginç bir şey yok. Dönüşümüz yine opera binasının önündeki meydana oldu. Meydan oldukça kalabalık idi. Selfie çeken turistler mutlulukların belgelemeye çalışan gelin ve damatlar oldukça renkli görüntüler oluşturuyordu. Turistlerin yanında yerel halk ta meydandaydı. Bunların bir kısmı akşam güneşini değerlendirirken bir kısmı da kalabalık sayılabilecek izleyici topluluklarının önünde satranç oynamakta idi.img_4071 Akşam Kuğu Gölü Balesi Opera biletimiz vardı. Geç aldığımızdan ancak 3. balkonda kenarda yer bulabilmiştik. Saat 18 de başlıyor. img_4122Opera binasının içi de dışı kadar güzel. Herkes merdivenlerde ve ikinci kattaki aynaları olan salonda hatıra fotoğrafı çektiriyordu. Çok kalabalıktı ve neredeyse hiç boş yer yoktu. Opera çok güzeldi. Kuğu Gölü operasında hikaye çok farklı sonlarla bitmekte. Gittiğimiz gösteride ise cadı öldürüldü ve sevgililer kavuşarak mutlu sonla bitti. Çok güzel bir gösteri idi. Yaklaşık 3 saat kadar sürdü. img_4134O akşam yemeğini Mons Puis te yemeyi düşündük. Çok uzak olmamasına karşın yerini bulmak çok kolay olmadı. Bahçeli bir lokanta. Saat 22:00 ye kadar bahçede oturulabiliyor. Bu saatten sonra çevre binalarda oturanları rahatsız etmemek için kapalı alana alıyorlar. Girişte et yaşlandırma dolapları var. Etler ilk günkü kadar mükemmel olmasa da güzeldi. Dönüşte ismi çok geçen Fashion klube uğramaya karar verdik. Ancak içerisinin dolu olduğunu söylediler. Bir gün sonraya rezervasyon yapacaklarını ücretin de kişi başı 4000 Grivna (150 USD) olduğun söylediler. Beş dakika kadar girip çıkanları izledik ve sonrasında değmeyeceğine karar verdik

.img_4146                                 img_4205

img_4177                                   img_4184

Bir sonraki gün kahvaltı sonrası Ratusha Kulesi’ne tırmanmak için Rynok meydanına geldik. Pazar olmasına karşın kule açıktı.Kule düz bir arazide olan şehri kuş bakışı izlemenin en güzel yolu.Kulenin bulunduğu binanın 3. katına kadar asansör var. Yaklaşık 100 basamak bu şekilde hallediliyor. Sonrası kuleye tırmanış.Geriye yaklaşık 305 basamak kalıyor. Zor kısmı da burası. Kulenin genişliği altlarda 5-6 metre civarında ve kare şeklinde. Tırmanılan merdiven ahşaptan ve kulenin duvarlarını takip ediyor. Basamakların genişliği yaklaşık 80 cm kadar. Dolayısıyla Ortada geniş bir boşluk var. Özellikle yükseklik korkusu olanlar için sıkıntılı bir durum. Çıkmadan önce bunu bilmek gerekiyor. Tepede eşsiz bir şehir manzarası var. İki gün boyunca yürüyerek gezdiğimiz tüm sokakları ve daha da ötesini tepeden kuş bakışı izledik.O kadar basamağı çıkmaya değer bence. Rynok meydanının hemen doğu kısmında “Lviv Coffee Mining Manifacture” diye bir kahveci dükkanı var. img_4262Burada hem kahve servisi yapılıyor hem de çeşitli kahve ve kahve ile ilgili bir çok şeyi bulup satın alabilirsiniz. Binanın içinden geçilen güzel bir bahçesi var. Burada mutlaka bir kave içmenizi öneririm. Bu binanın hemen yanındaki yoldan devam ederseniz Solda Dormition Klisesine ulaşıyorsunuz. Bunun sol tarafındaki meydanda her gün kurulan sahaflar pazarı mevcut. img_4273Burada çeşitli eski kitap, plak ve ev eşyalarını alabilirsiniz. Bu kiliseden sağa doğru 200 metre kadar giderseniz Arsenal Müzesine ulaşırsınız. Burası silah ve savaş müzesi. Bu müzenin altında Under Arsenal Restaurant diye geniş hangar görünümünde taş bir bina. Güzel bir yer. Akşam yemeğini burada yemeye karar verdik. Dönüşte Rynok meydanının batı tarafında Hard Rock Cafe ye benzetilmeye çalışılmış bir cafe var Burada birşeyler içtikten sonra sokaklarda dolaşarak otele döndük ve akşamki Kuğu Gölü Bale si için hazırlanmaya başladık. Bu gösteri bir önceki kadar kalabalık değildi. Üst katları boştu. Loca da yer bulabilmiştik. Bilet fiyatı bir kişi için loca da 300 Grivna (yaklaşık 12 USD) idi. Başlama saati yine 18:00 idi ve 3 saate yakın sürdü. Çok keyifli bir gösteri izledik. Akşam yemeği içi Lviv deki en ilginç mekanlardan birisi birisi olduğunu düşündüğümüz ve gündüz belirlediğimiz. img_4336Under Arsenal Restaurant’a gittik. Salonun bir köşesinde kocaman elektrikli motorun çevirdiği bir mangal var. Bu mangalın bir kısmında odun yakıyorlar ve bunun üzerinde kaburga yapıyorlar.Taş ve kemerli olan salonun Her bir kemerinin dört bir tarafında musluk ve lavabolar var.img_4411 Lokantanın en büyük özelliği çatal bıçak ve tabak kullanılmıyor. Martha isimli sevimli garsonumuz gelip siparişleri aldıktan biraz sonra elinde bir marker kalem ile geldi. Masaya ikinci ya da üçüncü hamur kağıttan oluşan bir örtü serdi. Herkesin önüne bir tabak, çatal ve bıçak çizdi. Yemeği bunlarla yiyeceğimizi söyledi. Bir süre sonra bir ahşap üzerinde siparişlerimizi getirdi ve belinden çıkardığı bir satırla dilimledi.Burada da lezzet mükemmel, fiyat akıl almayacak derecede ucuz. Mutlaka denenmesi gereken yerlerden birisi bence.
Uçak pazartesi günü saat 16:50 de idi. Pazar günü dönmek daha akıllıca ama uçak pazar günleri saat 03:00 civarında. Çok uygun olmayan bir saat. Bu nedenle pazartesi dönmek daha akıllıca. Pazartesi odaları boşalttık ve tekrardan aklımızda kalan yerleri bir kez daha görmek üzere meydanlara çıktık. Ancak yağmurlu bir gündü. Kapalı mekanlarda vakit geçirmek zorunda kaldık.img_4451 Bunlardan ilginç olanlardan birisi Mazo Cafe nin yanındaki çikolata fabrikası idi. 3-4 katlı binanın en alt katı cafe ve çikolata üretim yeri. Üst katlar ise satış yerleri. Buradan hediyelik çikolatalarımız alıp uçak saatine yakın hava alanına gittik. İstanbul’daki yoğunluk nedeniyle 2 saatlik bir rötarın sonrasında İstanbul’a döndük. Uçuş süresi 1.5 ile 2 saat arasında değişiyor.

 

Bir cevap yazın